Çok özel bir yazı

Aşağıda kendisinden izin alarak yayınladığım yazı, instagram’da @glutensizdunyacom hesabının sahibesi ve Glutensiz Dünya blogunun yazarı tarafından yayınlandı.. Teşekkür ederim :))

Beyler bu yazıdan sıkılabilir. Saç problemleri yoksa yani. Bursalıysanız, az veya çok, umumi veya hususi ama mutlaka kaplıca kültürüne aşinasınızdır. E Bursa demişken şifalı kükürtlü kaplıcalarını es mi geçseydim? O değil de ben olayı glutene nasıl bağlarım bilmiyorum, neyse çember çizmeye başlayayım da kısmet artık.

Küçükken kaplıcalardan nefret ederdim. (Ebeveynler çalışınca büyükanneyle büyüyen çocukların kaderidir gidilen yerlere çanta gibi taşınmak. Yoktu ki o zaman anne-çocuk atölyeleri, waldorf pedagojisi benimsemiş kreşler, “evde montessori” vs.) Küçücük yaşımda dayanamazdım o buhar ve sıcaklığa.

Kaplıcalarda yaşlı teyzelerin saatlerce zaman geçirmesi, aslan ağzından akan kaynar suda dakikalarca (tenleri bordo olana dek!) oturmaları, çıkınca “hararet yaptı” deyip buz gibi Uludağ gazozu devirmeleri dönüp baktığımda hâlâ hayret ettiklerimden. Görsem söylerim şimdi; teyze ne gazozu, 21 gün böbreğin onu süzmekle uğraşacak, yazık değil mi, gelmişsin kükürtlü kaplıcaya iç bir ayran, ev yoğurdundan olsun! Deli derler herhalde.

Lisede fikrim değişti. Kışın okul çıkışı, mayoları alır termal havuza giderdik kızlarla. Fransızlar, suni hamamları ve peelingi bu hamamlardan ilhamla geliştirmiş derdik/öyle bilirdik. İpek kese, peeling’e karşı. İşte o dönemlerden aklımda kalan bir koku varsa, yoğun sabun kokusudur. Ben rengârenk şampuan ve jellere bayılırken anneannem ısrarla zeytinyağlı sabun kullanırdı ve hala öyle yıkar saçını. Eklemleri Allahlık, iç hastalık bol ama saçlarının maşaallahı var. Bense yarısını ergenlikte bıraktım galiba.

Organik şampuan kullandım senelerce; sonra öğrendim ki asıl zararlı olan sabunu sıvı hale getirmekte kullanılan kimyasallarmış. Yağ organik olmuş neye yarar? Ananemin sabunu denedim bir heves. Saçlar oldu mu keçe!? Leylek yuvası adeta. Yok, alışık değiller. Sonra piyasada ne varsa alır oldum bir dönem. Dıştan beslesen ne fayda, içe bakmak lazım diyerek bıraktım, dağınık kalsın.

Sonra evdeki kimyasallara göz atar oldum. Elleri zımparaya dönüştüren sıvı sabunları es geçmeyelim. “Hijyenik değil”e inandırıldığımız katı sabun en iyisi yine. Hepsinden kurtulamadım yoo, ama mutfak elzem bana göre.

Geçenlerde bulaşık deterjanı yaptım evde hani. Deterjan içeriğimi olumlu değerlendiren bir eczacı hanım yorum yazınca haberdar oldum @ipeksabun ’dan. Hesabı inceleyince doğal şampuan isminde, sabun formunda katı şampuana (Şampan) ve deopek isimli ürüne denk geldim. Ve zeytinyağlı/kahveli/lavantalı sabunlara…Ücretsiz numune gönderiyor. Kargoyu bir zahmet ödemeniz gerekiyor, “Rabbena, hep bana” olmaz öyle. Hemen denedim de birkaç kez saçımı yıkayarak öyle  haber vermek istedim size. Şampuandan farkı yok, kokusuz ama yumuşacık yapıyor. Hindistancevizi/zeytin/badem yağı, E vit, çam terebentini ile hazırlanmış. Ve daha önemlisi, bir kadın girişimci… Evet benim için bir adım öndeler, fena ayrımcıyım (Fonda, Amy Winehouse çalıyor: You Know I’m No Good). Alkışlarken size de haber vermek istedim. Gluten bunun neresinde mi? İlahi! #tekderdimizgluten olsa.  #dogaldeodorantnedir

 

Reklamlar

TATLI DİLİMLER!

Bir sabun için ne güzel bir tanım.. “Tatlı dilim”. Tatlı dilimler sitesinin sahibesi Justine hanım Doğal Sabun üretenler için Türkiye’nin en iyi kaynaklarını sunuyor. Ben de ilk günden beri müşterisi olmaktan gurur duyuyorum. Bir gün yerinde ziyaret etmeyi de çok isterim. Tatlı dilimler alışveriş sitesine buradan, videolarına buradan ve bloguna da buradan ulaşabilirsiniz…

Blogundaki son yazısında “sabunlaşma faktörü”nden bahsetmiş. Sabun yapmak kek yapmaya çok benzer. İyi bir kekin tarifiyle kesinlikle oynama yapamazsınız. “Evde 2 yumurta var, tarif 5 yumurta lazım diyor ama olsun biraz da su katarım” diyemezsiniz mesela. Ya da “bir bardak şeker çok, yerine yarım bardak tuz atıverelim, kim bilecek? ikisi de beyaz” da olmaz.

Sabunun her kimyasal reaksiyon gibi bir denklemi vardır. O denklemde “sabunlaşma sabiti” çok önemli yer tutar. Rastgele iki tutam yağ bir avuç su diyerek sabun yapılmaz.

Sabuna ilgisi olan herkesi Sabun Atolye blogundaki bu önemli yazıyı okumaya davet ediyorum. Sabunlaşma Faktörü

 

Herkese tatlı dilimlerle dolu günler dilerim.

 

İpek

 

Doğal Şampuan Üzerine

Merhaba,

Bugün doğal şampuan üzerine etraflıca bir şeyler yazmak istiyorum.

Doğal şampuanın içeriğinden başlayalım: Zeytinyağı, Hindistancevizi Yağı gibi iyi yağlarla başlıyoruz. Bunlar en cilt dostu, en sabuna uygun yağlar olup tamamen yenilebilir yağlardır. Üzerine Çam terebentin, E Vitamini ve Badem yağı gibi saç dostu malzemelerimizi ilave ediyoruz. Miss gibi şampuan yapıyoruz.

Saçın canlı olan kısmı derinin altındaki köküdür. Saç oradan beslenir, nefes alır, koruyucu yağını oradan salgılar. Toprak altında bir tür patates gibi hayal edin. Önemli kısmı odur. Patatesin yaprağı neyse saç da aslında o kadar. Hatta daha da basit; çünkü saç teli canlı değildir.  Tırnak gibi keratinden oluşur. Katman katman üretir saç kökü ve ürettikçe ileri iter. Saç uzar.

Peruklar mesela, gerçek saçtan yapılanlar, yirmi yıl kendi halinde dursa uzamaz, yağlanmaz, kırık oluşmaz, beyazlamaz ve başka bir sorun yaşamaz. Canlı değildir. Ancak başında saç olan herkesin kendine göre sorunları vardır. “saçım yağlı” derler. “benimki çok kuru”, “çok dökülüyor”, “hiç uzamıyor”, “çok sönük, “hızlı uzuyor hemen dip boyam geliyor”, vb vb.

Bütün bunlar SADECE saç derisi ve saç kökünün marifetidir. Market şampuanlarının saçınız için vaat ettikleri şeyler genellikle palavradır. Bir kaç saniye saçınıza değip suyla akıttığınız şey saçınızı mucizevi şekilde reklamdaki kadın gibi yapmaz. Rengini değiştirmek için bile bir saat boyayla oturuyorsunuz, öyle ipeksi yumuşaklık, satensi parlaklık, ketensi doku, kadifemsi kese bilmemne şıp diye olmaz yani.

Eğer saç kökünü içeriden ve dışarıdan besler ve bakarsanız sizin saçınız da mükemmel olur. Kansızlık, beslenme geriliği, hormonal sorunlar, vitamin mineral eksikliği, aşırı kurutma, hoyrat tarama, at kuyruğu-topuzla çekiştirme, deri rahatsızlıklar ve saire olmadığı durumda saç kendi kendisini güzelce büyütür.

Şampuanda bildiğiniz deterjan olan, sls (sodyum lauril sülfat ve eşdeğerleri) var ise, saç derisine bomba düşürür. Bir metre köpürür, çok temiz hissi verir ama saç derisini soyar ve yıpratır. Saç kökü harıl harıl “benim yağım nerede?” derdine düşer yağ üretimini arttırır. Yağlanınca hemen şampuana sarılır insan. Döngü başlar.

Doğal şampuan saçı ve saç derisini arındırır ama hırpalamaz. Saç kökü sakin sakin normal üretimine dönüş yapar. Saçınız da olması gerektiği kaliteye kavuşur.

Peki nasıl kullanılır?

Öncelikle, tek kullanımda karar vermeyin, saç derisi ve kökü kendine gelene ve kimyasal birikintilerden arınana kadar bir ay kadar geçmesi gerekiyor.

Doğal olmasına bakıp zayıf nahif bir ürün zannetmeyiniz, elimizde köpürtüp sürsek bile temizlemeye yeter, yani uzuuun uzun kafanızı ovalamayınız.

Bir ya da iki su yıkayabilirsiniz, Bolca durulayın. Eğer tarama sorun oluyorsa son durulama için bir fincan sirkeyi bir plastik bardak suya ekleyerek yanınıza alın, durulayın çıkın. (cam bardakla duşa girmeyin tabii)

Hepsi bu kadar..

Hiç olmadı en en en doğal saç yıkama yöntemi karbonattır. Kendim denedim biliyorum. Market şampuanını bıraktığım ve doğal şampuana geçtiğim ara dönemde yıllarca kullandım. İnternette “no poo” olarak aramayı deneyin ya da yıllar önce yazdığım şu yazıya bir göz atın: Şampuansız Hayat

Sıhhatler olsun

Deve Sütü Sabunu

Merhaba,

Uzun zamandır takip ettiğim bir sabuncu var. Kendisi bu sene yaşadığı ülkede Yılın Mikro İşletmesi ödülünü kazandı. Kazandığı başka ödüller de var ama en büyük ödülü bence hepmiz gibi mutfağında başladığı sabun yapımını bir basamak olarak görüp en tepeye ulaşmış olması.

Stevie Lowmass 2004 yılında eşinin işi dolayısıyla yaşadığı Dubai’de ilk sabununu hevesle yapmış. Sonra da yerel ve sürdürülebilir malzeme ile güzel bir üretime başlamaya karar verip bir yatırıma girişmiş. Deve Sütü sabunu üretiyor.

Ve dünyanın dört bir köşesine satıyor. Merak edip incelemek isterseniz sitesi: Camel Soap Company.

Kendisi benim için ilham verici bir girişimci kadın. Siz ne dersiniz?

Ödemeler Dengesi

Merhaba

Bugünkü mevzumuz ödemeler. Bir internet alışverişi nasıl olmalıdır?

Şu ana kadar bulduğum 2 yöntem var.

1)- En kolayı elbette herhangi bir kartla siteden alışveriş. : www.ipeksabun.com  sürat kargo yaklaşık 7 liraya paketinizi evinize kadar getiriyor.

2)- Whatsapp sabun hattından ulaşıyorsunuz (0 533 14 44 988) ve siparişinizi oluşturuyorsunuz.

Sonra eft yapıyorsunuz ve sürat kargo yaklaşık 7 liraya paketinizi evinize kadar getiriyor.

 

Önerilere açığım…

Doğal Sabun Nasıl Anlaşılır?

Selam,

Bugün bilgilendirme günü.. Market markalarından herkes şikayetçi; elimizi yüzümüzü, saçımızı başımızı emanet etmek istemiyoruz. Dedemizin ninemizin kullandığı mis gibi beyaz sabunları arar olduk.

Doğal sabun olarak bahsettiğim sabun zeytinyağı ile yapılan sabundur.

Kozmetik marketlerde/marketlerde/eczanelerde satılan markalı ürünlerde şansımız iyi, üzerinde içeriği yazılı olduğundan içimiz bir nebze rahat.. Peki köşe başındaki aktarda satılanlar? Zeytinyağlı sabun adında kalıplar sergilenmekte ama acaba gerçekten zeytinyağından yapılma doğal sabun mu yoksa endüstriyel imalat, petrol türevi, iç yağı sabunu mu? Hatta daha fenası erit-dök gliserin sabunu mu?

İlk bakacağımız şey.. Rengi. Sabundaki zeytinyağı ne kadar kaliteliyse o kadar krem rengi çıkar. Tamamen zeytinyağı kullanarak yapılan kastil sabunu mesela, kırık beyaz bir renktir. Pürüzsüz bir dokudadır. Elle hissedilen pütürler yahut renk benekleri zeytinyağının en kötü kalite, pirina yağı olduğunu gösterir.

Defne meyvesi yağı ile yapılan sabunlar (garlı sabun, gar sabunu) daha yeşilimsi çıkar. Göz okşayan tatlı bir yeşildir ve ayırt edici otsu bir kokusu vardır.

Bıttım sabununu henüz deneyimlemediğim için bir yorum yapamayacağım. Menengiç/merengiç/çitlenbik/çitlembik adı ile bilinen, aşılanmamış fıstık ağacının meyvesinden elde edilen yağı gayet değerli ve geleneksel sabun üretiminde kullanılmaktadır.

Diyelim ki emin değiliz.. Ne yapmalı?

Doğal sabunu evde test etmenin iki yöntemi var.

Birisi köpük testi.

Doğal sabunu küçük kıyın ya da rendeleyin. Yarım bardak suya bir çorba kaşığı atın, iyice çalkalayın. Bardağın ağzına kadar köpük oluşturur. Onbeş dakikada köpük yarıya iner, bir saatte tamamen yok olur.

İkincisi alkol testi.

Tırnak kadar bir sabun parçasını 1/4 fincan alkole/kolonyaya atarsanız bir saat içinde tamamen çözünür.

En doğalı en iyisi. Paylaşın herkes öğrensin.

Sabunda Damga Önemlidir

İnsanlar sabunda önce kokuya sonra içeriğe bakıyorlar. Ben niyeyse önce damgasına bakarım.

Bir sabunun 40 günlük kuruma süresi vardır, her bir sabunu tek tek aklımda tutamayacağımdan kullanıma hazır olacağı günün tarihini sabunlara damgalarım.

İkinci olarak da o günkü keyfime göre kolleksiyonumdaki damgalardan biriyle sabunumu süslerim. Vakt-i zamanında görüp vurulduğum hint damgalarını çok uzun zaman aradım. Hala da bulabilmiş değilim.

saldeseni

Devamı için şu aramayı öneririm: Hint İşi Damgalar

İlk zamanlar tamamen kendi uğraşmalarımla damgalar uydurdum. Lastik mühür yapanlara başvurdum, akrilikçilere ricacı oldum. Ceviz ağacından oymalar yapan bir ustaya denk geldim instagramda.. İzah mizah ona da bir baskı yaptırdım. En son 3D damga bile yaptırdım!

Sonra Tokat yazmalarını aklıma düşürdü bir arkadaş, onlar da ahşap baskı yapıyorlar, aa tam aradığım şey.

Böylece usta yazmacı ve eğitici Hacer hanıma ulaştım. Kullandıkları damgaları oğlu yapıyormuş. İki kere sipariş verdim. Çok da memnun kaldım. Ayrıca kendisinden aldığım ham bez üzerine baskılı çarşaf takımlarım da marka marka pamuklu çarşaflarımdan vazgeçirdi beni. Evdeki tüm yatak tekstilini teker teker değiştireceğim.

Derkeen, aradığım baskıları yapan biri çıktı. Baskı Kalıbı

Facebook üzerinden ulaştım ve birsürü bir sürü kalıp aldım :))

Oh yahu..