Sabunlarımız kollestrolsüzdür!(*)

img-20190120-wa0003[1]

Merhaba..

Çok uzun bir zaman önce, sofralara itelenen margarinleri “kolesterolsüz” diyerek pazarladılar. Anneleri hedeflemişlerdi ve çok da başarılı oldular doğrusu. Mutfak alışverişini yapan kadın olduğundan ve gazeteler boy boy “kollestirol öcüsünü” kalp krizi başta olmak üzere binbir belaya yol açtığı(!) yayınları yaptığından hanımlar da tereyağını terk edip margarin peşine düştüler. Hem ucuz hem de damarları mamarları tıkamıyor ne güzel…

Kolesterol SADECE hayvansal ürünlerde bulunur. Bitkisel yağlarda kolesterol olamaz. Margarin de bitkisel yağa hidrojen verip katılaştırmaktır. Demek kiii, kolesterolsüz reklamları kolesterol diye bir şeyi zaten içermeyen bir şeyin, maksatlı olarak kolesterolü varmış da temizlenip ayıklanarak sunulmuş gibi göstermekten ibaretmiş.

Aradan yıllar geçti, hala aynı taktik piyasada.

Sütlaçlarımız kesinlikle kaplan teri içermez“. E niye içersin ki zaten? Olmayan şeyle tanıtım yapılmaz ki… Başka markalara çamur atıyor alttan alttan. Bizimkinde kaplan teri yok. Öbürünü? Ben bilmem artık!!

Ya da tam tersi, bir kazan ikinci kalite yağa bir damlacık sızma zeytinyağı damlatıp şişele, “sızma zeytinyağlı otantik tutantik” adıyla menülere sokabiliyorsun. Yalan mı? Yoo asssla yalan değil! Sızma zeytinyağı var içinde.. Ama yüzde birmilyonda bir filan. Ama var.

Je vitaminli, kesinlikle minare gölgesi içermeyen ürünler almadan önce, içerik okuyunuz. İyice ince yazılara kadar okuyunuz. Çünkü üzerinde at kadar ÇİLEKLİİİİ yazan çilekli üründe çilek var ama ne kadar var?  Altını çevirip bakıyorsun ki denizde bir damla kadar. Eee, öyle olmuyo o işler.. Yemezler yani 😉

 

(*) yazıdaki yazım yanlışları kasten yapılmıştır. Kolestreol olarak yazılır.

 

 

Reklamlar

Yağlar yağlar

Merhaba tekrar..

Hemen her bitkinin kendine özel bir kokusu vardır. O kokusu içerdiği uçucu yağlardan gelir. Mesela gül, yasemin, çay, dereotu…

Ama uçucu yağ, adı üzerinde uçar.  Nasıl olsa da bu yağları elde etsek?

Ayrıca şifalı içerikleri de kullanılabilir hale getirmek lazım.

İşte önce kimyacılar sonra parfümcüler bu koku olayının peşine düşmüşler yıllarca.

Her bir özün nasıl en verimli şekilde çıkartılıp şişeye konulabileceğini incelemişler.

Bazılarını demlemek lazım..bazılarını harlı ateşte kaynatmak…Bazılarını en hafif buharlarla taşımak bazılarını sıkıp ortaya çıkartmak….

Mesela, çay.. kuru siyah çay en iyi demleme ile lezzet bulur. Bir porselen ya da cam kaba alınan yaprakların üzerine 80-90 derecelik su eklenir, ağzı kapatılarak beklenir. Sonra süzülür. Buna infüzyon denilir.

Mesela kahve.. öğütülmüş çekirdekler soğuk suya atılır, yavaş ateşte başlar sonra kaynatılır, en son tekrar altı kısılır ve bütün lezzeti süzülerek fincana akıtılır. Buna da dekoksiyon denir.

Mesela gül.. bir ton taç yaprağı alınır, devvv eleklere konur. alttaki bir kazanda kaynayan su buharı yükselir, elek üzerindeki gül yapraklarını sıyırıp kazanın kapak kısmında toplanır, oradan bakır borularla dışarı alınan bu buhar soğutularak yoğuşturulur. Yoğuşan sıvı saf gül suyudur ve üzerinde gül yağı denilen enfes ve çok değerli bir yağ birikir. Ortalama 1 ton yapraktan bir kilocuk gül yağı çıkar.

İşte bu da damıtma, imbikleme ya da distilasyondur.

Başka? Mesela ısıya hiç dayanamayan özleri alabilmek için, oda sıcaklığında bandırma da diyebileceğim maserasyon yaparız. Bir sıvı içinde (su, zeytinyağı, eter, etil alkol) bekletilen bitki içindeki değerli özleri sıvıya verir. Örneğin aynısefa (Ayn-ı Sefâ) çiçekleri zeytinyağında masere edilirler ve süzülünce harika kremler sabunlar yapılır o yağla.

Okumayı sevenlere öneririm:

Kokular Kitabı ve Koku

Şampek nedir? Çampek nedir?

İlk yaptığım şampuan sabunlarla pek gurur duyarım.. Sızma zeytinyağı, Hindistancevizi yağı, Hint yağı,  bol Badem yağı, E vitamini ve Çam terebentin içeriyorlar…

O zamanlar şampuan sabunlara isim bulma yarışması yapmış, gelen önerilerden sonra da Şampuan’ın şam’ı İpek’in pek’ini birleştirip “Şampek” koymuştum adını.
O ilk formul çok sevildi, ilk günden beri bizim evde de sizin evlerde de kullanıldı.
Yakın zamanda Şampek içeriğindeki çam terebentin’i çıkartıp yerine dünyaca ünlü bıttım sabununun hammaddesi olan yabani fıstık/çitlembik meyvesinin yağı olan menengiç yağı koydum. (Pistacia Terebinthus)
O daha da iyi oldu bence.
Yine isim krizi..
Bu sefer eskisine çam terebentin’den Çampek, yenisine Şampek demeye karar verdim.

Her ikisini de düzenli olarak yapmaya gayret edeceğim. Sevdiğiniz Çampek ise devam, denemediyseniz ücretsiz numuneler sitede: İpek Sabun

Güle güle kullanın.

Numuneler neden ücretsiz?

Merhaba,

Bugün bir konuda küçük bir bilgilendirme yapmak istiyorum.

Bir sabunun macerası zeytinyağının bizim eve girişi ile başlıyor. Hangi formül yapılacaksa tartımı ve hazırlanıp kalıba alınması bir gün sürüyor.

Kalıptan iki günde çıkıyor, kesiliyor, tarihleniyor, canım isterse üzerlerini güzelim ahşap damgalarımla damgalıyorum. Bilahare özel sepetlere ya da tepsilere alınıp kurutma raflarına taşınıyorlar. Bu işlem de bir günümü alıyor. Şu ana kadar 4 gün rahat geçti.

40 gün de rafta kuruma süreci geçiyor. Sipariş edildiyse toplanıp paketlenip etiketlenip kargoya teslim ediliyor. Bütün bunlar oldukça zaman alıcı emek isteyen işler. Canımız sağolsun seve seve yapıyoruz zaten.

Sonra evinize geliyorlar.. Bir de bakıyorsunuz ki ilk defa aldığınız ve onca para ödediğiniz sabun şu ya da bu sebeple kafanızdaki sabun fikrine uymuyor. Kenarı köşesi, damgası kokusu, eltinizin bodrumdan getirdiğine benzememesi….her ne olursa.. Bu da sizi mutsuz ediyor. Ben sabun işine mutlu olmak için girdim, bu nedenle sizin de mutlu olmanız lazım. Benim onca zamanımı sizin paranızı alan bu sabun sizi %100 mutlu etmeli! Daha aşağısı kurtarmaz.. 

O zaman ne yapmalı? Para iadesi.. Kesinlikle. Ama benim harcadığım zaman? emek? hammadde?? Çöp.

Tek çözümü buldum… Ücretsiz numune yani tester gönderiyorum. O an elimde hangi sabun varsa numunesini 10 kuruşluk sembolik bir ücretle alıp deneyebilirsiniz. En az iki üç yıkamalık yeterli miktarda sabun çıkıyor paketten. Eğer beğenmezseniz, canınız sağolsun..

Eğer mutlu olursanız, eğer aradığınız sabun buysa… O zaman orijinal boy sabun alabilirsiniz, üstelik numune alırken verdiğiniz kargo masrafını biraz telafi edebilmek için, orijinal sabununuz %25 indirimli gelecek…

Numunesi olmayan iki ürünüm var şimdilik, birisi Yüzpek birisi Deopek. İkisinde de %100 memnuniyet garantisi veriyorum! Denemenize gerek yok doğrudan kullanabilirsiniz. Kesin etki..

Eğer cildiniz hassassa, sadece İpek Sabunu değil, her tür ürünü önce kol içinde deneyip alerji testi yapmayı unutmayın!

Sabun üzerine güzel bir yazı..

Google’da arama yaparken İyilik Güzellik adlı sitede bir yazı buldum. Sayın Prof. Dr. Ayten Altıntaş yazmış. Kısa bir alıntı yapmak istiyorum:

Eski sabun imalatçıları, imalathanelerinde, ellerinde bulunan hayvanın iç yağlarını veya zeytinlerin sıkılmasıyla çıkarılan zeytinyağından geri kalan tortulu yağlı kısmı kullanırdı. Bu yağlar, içinde alkali madde olan bitkilerin külleri, potas, şap, bor, borit veya sodyum hidroksit ihtiva eden doğal minerallerle kazanlarda kaynatılarak sabunlaşması sağlanırdı.  Zamanla sabunlaşmayı sağlayacak sodyum hidroksit (kostik) ayrıştırılarak elde edildi. Sabun elde edilirken, bu madde çok dikkatle, sadece sabunlaştıracak kadar konulur ve sabunlaşma bittikten sonra deriyi tahriş edecek kostik kalmasın diye sabun defalarca su ile yıkanırdı. Sabun imalatçısı elde ettiği sabunun içinde tahriş edecek bir kalıntı kalıp kalmadığını diliyle yalayarak test ederdi. Sonuçta “yenebilecek!” saflıkta sabun tüketiciye sunulurdu.

Bugünkü sabunlara gelince; sanayileşen sabun için üreticinin düşündüğü tek şey vardı: “Ucuza mal etmek.” Bunun için de, hayvan iç yağları, artık sabun imali için kullanılan tek madde haline geldi. Yemeklerde kullanılan zeytinyağını, sabun imalinde kullanmayı hiç düşünmediler. İkinci olarak devreye giren “rekabet”, daha çok köpüren sabunu esas aldı. Bu köpürtücü maddelerin sabuna ilavesi demekti. Daha şeffaf, daha hoş kokulu, daha köpüren… Derken, sabun kişiliğini kaybedip, bir kimyasal madde haline geldi.

Saf sabunun ise bir tek amacı vardı “ temizlemek”.  Basit formülüyle bunu başarıyordu ama piyasada yarışan sabunlara ilave edilen koruyucu maddeler, renk maddeleri, sentetik kokular, sabun isminde ve görünüşünde “deterjanları” doğurdu. Ülkemizde de bu “asrî” leşen sabunlar, saf sabunmuş gibi sorgusuz sualsiz kullanılıyor…

 

Devamını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz…

Karbonatla Saç Nasıl Yıkanır?

İngiliz karbonatı ile saç yıkamak:

Neden? 

Doğal sabuna/şampuana geçişte bir ilk aşamadır.

Nasıl?

plastik bir bardağa/maşrapaya bir çorba kaşığı ingiliz karbonatı koyulur.

Yıkanma esnasında ılık su ile doldurulan kap içeriği ıslak saça ağır ağır dökülerek sanki şampuan köpürtür gibi masajla saç derisine uygulanır.

En az iki dakika boyunca masaja devam edin. saç derisindeki birikinti ortadan kalkacaktır.

istenirse sirkeli su ile durulanıp saç yıkama bitirilir.

saçta sirke kokusu kalmaz merak etmeyin.

Seboreik Dermatit ve Doğal Sabun

Çok berbat bir saç derisi sorunudur. Stres tetikler, gıda tetikler, bitmez tükenmez tedavi süreçlerinden geçilir. Kaşınır, kızarır, pullanır, kabuklanır..

Çeken bilir.

O yüzden ben nedenini nasılını geçiyorum.

Gözlemlerime göre, kimyasal yüklü şampuanlardansa doğal sabunlar ve doğal şampuanlar faydalı oluyor. Sodyum lauryl sülfat, (SLS), Propilen glikol, PEG, DEA, TEA, paraben ve esans içermeyen ürünler saç derinizi rahatlatacaktır. Market şampuanı SD’li kafaya zımpara etkisi yapar.

Her tür kimyasal madde deride tahriş edici bir etki yapıyor. %100 zeytinyağından yapılan, hiç bir katkı içermeyen Kastil sabunu ve zeytinyağının ağırlıkta olduğu tüm doğal sabunlar iyi bir seçim olabilir.

Peki saç nasıl yıkanmalı?

Saç derinizi parmak uçlarınız ve tırnaklarınızla derinlemesine ama tatlı tatlı ovarak masaja tabi tutmalısınız. Çok güzel durulama yapmanız, haftada bir defa da olsa ingiliz karbonatı uygulamanız yerinde olabilir. Coşup da kafanızı tırnaklarınızla kazımayın sakın.

İlaçlı şampuanlarla tedavi sonuç verir ama geçicidir. Çok umut bağlamadan düzenli kullanmalısınız. Kesin sonuç ummayın. Bu rahatsızlığınız ömür boyu sizinle beraber olacak. Yaşam koşullarınızda iyileştirmeler yaparak, gıdanıza uykunuza özen göstererek ve stresle başa çıkmayı öğrenerek atakların arasını uzatabilir ve hatta hafifletebilirsiniz.

Son olarak… Esansiyel yağlar yani ucucu yağların seboreik dermatitte kullanılması yaygınlaşıyor.. Siz de araştırdığınızda göreceksiniz ki, çay ağacı yağı, paçuli, neem, lavanta, biberiye, sedir, kekik, nane, ökalipüs ve ardıç yağları doğal yollardan sd semptomlarınıza iyi gelecektir.

 

Bu yağların saf olması ve belirli oranda hazırlanması gerekir. Bir yağ çorbası yapmak işinize yaramaz.

 

 

İngiliz karbonatı ile saç yıkamak: plastik bir bardağa/maşrapaya bir çorba kaşığı ingiliz karbonatı koyulur. Yıkanma esnasında ılık su ile doldurulan kap içeriği ıslak saça ağır ağır dökülerek sanki şampuan köpürtür gibi masajla saç derisine uygulanır. En az iki dakika boyunca masaja devam edin. saç derisindeki birikinti ortadan kalkacaktır. istenirse sirkeli su ile durulanıp saç yıkama bitirilir. saçta sirke kokusu kalmaz merak etmeyin.